AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Piknik 2010

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pierrot
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1588
Kayıt tarihi : 23/09/09
Nerden : Atlantis

MesajKonu: Piknik 2010   Cuma Mart 19, 2010 2:39 pm

En son 2008 yılının Haziran ayında toplanan Piknikçi NPC ahalisine yeni yüzler eklenmiş, eskilerle kaynaşmaları gerektiği düşünülmüştür. Baharın yaklaşmasıyla kışa veda toplantısı ayarlayan Bay Thawain, devasa, gotik ötesi, sarp yamaca kurulmuş, yıldırımların ve yağmurların eksik olmadığı, en nihayetinde ihtişamı ve ucuz kooparatiflerden şans eseri aldığı şatosuna bütün NPC'leri karakter nişanı vermek üzere kokulu, ruh izli bir mektupla davet etmiştir. Aslına bakılırsa Edward'ın Baris'de özel olarak adına çıkarttırdığı parfüme acımasızca buladığı mektupları hazırlamakla o kadar yorulmuştur ki, üst çekmece yerine koleksiyon yaptığı pis kokulu çoraplarının çekmecesine bırakmış ve misafirleri pek hoşnut etmeyecek bir olaya sebep olmuştur.
Zaten okuma yazma bilmeyen Lord'un parmak izini mektup kağıdının ortasına bandırması yeterliydi değil mi sevgili okurlar davet edildiğinizi anlamak için?

Her neyse, Lord'un The Exorcist karısı bayan Evelyn ise misafirlerini Türk damak tadına özgü yemeklerle karşılamak üzere mutfağa inmiştir. O esnada kendisini takip etmekte olan Show TV Yemekteyiz programındaki kart sesli sunucu Hakan bey; "Bayan Evelyn, eviniz ne kadar da büyükmüş, umarız misafirler kaybolmazlar" demiş ve Bayan Evelyn'in yüzünde Cruella'nınkine yaraşır pis bir gülümseme belirmiştir. Daha sonra sunucunun "Bakalım 3 saat içinde yemekleri yetiştirebilecek misiniz" demesi üzerine parmağını şıklatmasıyla oluşan envai çeşit yemek herkesin çenesini bir karış açık bırakmıştır. En nihayetinde bayan Evelyn kart sesli sunucunun Show TV kameramanının kayboluşunu haber vermesiyle misafirler gelmeden bu olayı çözümlemek gerektiğine inandıkları için hemen bir Agatha Christie kitabı baz alınarak FRP oynanmaya başlanmıştır. Geçen sefer elf kıza sarkarken bir orgun tecavüzüne uğrayan Paladin sahibi Norville, kaybettiği karizma puanları yüzünden hala şoktan çıkamadığı için mecburen yeni bir zar arayışına girmişlerdir. Bu esnada Norville ise hadi düşeş diyerek attığı d20lik zarın 1 gelmesiyle hüzne boğulmuş, artık esaslı bir event vakti diyerek zırhını kuşanmıştır. Yeni bir Saçlı seferi düzenleme vakti gelmiştir. Bu yüzden Coco'nun odasına gizlice girip, kadının ilk eşinden kalma bitli rönesans peruğunu ödünç almayı uygun görmüştür. Elf kızlarının kendisine gülüşerek bakmasıyla morali şu an çok feci yerlerde sürünmektedir...

Edward ise tam manasıyla bunalımdadır. Hem vampir olup, ismininde Edward olması kendisine çok dokunduğundan, yeni bir isim aramaktadır. Bunalımının bir diğer sebebi ise Bariste özel olarak The Parfume filmindeki oğlana yaptırdığı parfüme verilen "He" ismini hiç hazmedememiştir. Çünkü alçak diğer vampir Edward kendisinden daha önce davranıp, Edward isimli ucuz kalite bir parfüm çıkartarak copi raytını almış ve pişkince gülmüştür. Kızların ve paraların diğer Edwarda akmasıyla, bizim feminen ötesi Edwardımız ise tam anlamıyla bir gerileme dönemine girmiştir...

Kapısında; **SoLLérS_Goteek'^CasTLé yazan gizemli yapının içinde dönen olayları şu an kısaca özetleyen gizemli ve aynı zamanda karizmatik kişi, 584754 yıllık çınar ağacının arkasına gizlenerek kimliğini son anda kameralardan saklamayı başarmıştır.

"Baris'in ayak kokulu parfümerilerini bile özlemişim" diyerek mektubu göğsüne bastıran Aurelio, neşeyle sekerek, hatta yer yer türk filmindeki genç kız neşesiyle hoplayıp zıplayarak Nikkinin yanına gitmiş ve yemeğe davetli olduklarını haberdar etmiştir. Mutlu mesud aile çerçevesini, Laranın kuzgunu Lucifer ile camdan izleyen aç gözlü tilki Lambri ise pis pis ellerini ovuşturup, Valerienin kılığına girerek davete katılmaya karar vermiştir. Zaten Valerieye gıcık kaptığından bu hainliği ona yapmaktan da çekinmeyecektir. Valerienin ne yazık ki Leonla çıktığını hatırlayamacak kadar kas kafalı olduğundan kalkıştığı işin nelere mâl olacağınında henüz farkında değildir. Valerie ise saf bir edayla balo için hazırladığı elbisesini bulamayınca derin bir şok yaşar ve babası Karl Lagerfeld'in omzunda elini alnına yaslayarak ağlamaktadır. Moda dehası babası bu duruma aşırı öfkelendiğinden, akşamın kör vakti bile çıkarmadığı güneş gözlükleriyle karanlık mahzenin yolunu tutmuş, 4385743 yıllık ömründe edindiği tecrübe ile hiçbir yere çarpmadan laboratuvarının kapısını aralamıştır. Coco Rocha'nın ruj reklamında görebileceğiniz bir artistlikle, kumaş toplarını havaya saçıp matrix edasıyla makası kullanışını hayret ve sevinç içinde izleyen Valerie eskisinden daha iyi bir elbiseye kavuşacağının bilincindedir. Makasından dumanlar tüterek yere konan Karl ise, anime tanıtımı gibi yanda isimi belirince güneş gözlüğünü oynatmış ve şu repliği kullanmıştır; Havada diktim şahitlerim var!

Flavius ise küçük radyosunda Valerienin evinde dönen oyunlara şahit olmuş ve çok öfkelenmiştir. Howarda çaktırmadan telekulaklık ve ajancılık işlerine bulaşmaktan rahatsızdır fakat içi merak duygusuyla kabarmış olduğundan beyaz yalanlarla ne yaptığını gizlemeyi uygun görmüştür. Valerieyi takip eden 43958 ajandan biri olan Komutanın en kıdemli askeri Cyrille, rapor vermek üzere evlerine gelmiş ve kapıdaki ayak kokulu mektubu görüp çok sevindirik olmuştur. Flavius'unda Caine gibi davete katıldığını görmek kendisinde garip duygular uyandırmıştır.

Ruthven yaz kış, poposundan çıkarmadığı şortuyla yine meydandadır. Anne; "of beaaa çok bayatladın olm" demesine içerlenerek, köpek muamelesi yaptığı Robin ile, "Artık Arkam siti bizim gibileri istemiyor, haydi gidelim dostum" diyerek rozetli bavuluna envai çeşit şortunu gelişi güzel yerleştirerek Batmobile atlamış ve yollara düşmüştür, o esnada kendilerine arap çölünden çıkmış bedevi görünümlü indiana jones'un ortağı Ichabod otostop çekerek Batmobile atlamış ve "Hacı beni, Sollers Şatosuna atsana, taksimetreyi de açma bea" diye Ruthven ve Samuel'in yeni bir kimlik kazanmasına yardımcı olmuştur. Anne ise yalnızlıktan sıkılıp tıkılınca, Marlene Dietrich ve Morgan Le fay ile Larayı aramaya koyulmuştur. Lara ise o esnada, Demogorgothalesi röntgenlemektedir ve başına gelecek tehlikeden bir haberdir. Fernand ise Laranın bu tutumlarından sonra Partnerini kaybettiği için görevinden atılmış Amerikan Polisi edasıyla bunalım akılmakta ve millete "Dostum, onu çok sevmiştim, anlıyor musun beni?" nidalarında bulunmuştur.

Saat akşam 7:30'u vurduğunda, Scream maskesiyle insanların evine girip türlü türlü sadistlikler ve şakalar yapan Hazel'in ise şu anki hedefi Holmes'un tatlı canıdır. Adım adım onu takip etmekte ve nihahhoh şeklinde gülmektedir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Harlequin
Admin


Mesaj Sayısı : 96
Kayıt tarihi : 23/09/09

MesajKonu: Geri: Piknik 2010   Cuma Mart 19, 2010 8:53 pm

O gün kasvetli ve aşırı gotik Hyde malikanesi Alfred denen mahlukatın çirkin hırıltı ve havlamalarıyla çınlamaktadır, bu hırıltıları ilk işiten kişi olan Isabelle seksi Bihter geceliğinin üzerine Armani nin bile kıskandığı ve bir kaç kez yürütme girişiminde bulunduğu derecede şık sabahlığını giyerek kapıya iner ve manzaraya bakar bir de ne görsün! Alfred postacının paçasını parçalamış ve yerlerde sürünen mektuba da girişmek üzeredir Isabelle pis pis bakarak hayvanı korkutur ve zarfı eline alarak şöyle bır koklar ''Iyyy pis postacı elalemin mektubunu çorabına saklamış'' der. İlk önce mektubun Autumn dan geldiğini zannederek eşinin eline geçmesin diye yırtmaya yeltenir fakat üzerinde ki ismi görünce vazgeçerek Zarfı açar içinde ki yazıyı okumasıyla beraber sevinir çünkü yeni bir davette boy gösterebilecektir hemncecik ellerini beline dayayarak ''Joseppppphhhh!!!'' diye bağırır uşağını çağırıyormuş gibi. Joseph hemencecik Isabell in yanında biter ''Buyur karıcığım.'' der kılıbık bir edayla Isabelle ona Deniz yıldızı nda ki Berna edalarıyla ''Git şu meymenetsiz abine söyle akşama davete gidiyoruz'' Joseph ''Emrin olur nadide kelebeğim.'' diyerek çarçabuk oturma odasına gider burada Dük Hyde, Dük Quin le beraber 'Ignotussaray-MundusBahçe' derbisini izleyerek bol bol gol kaçıran futbolculara bol bol küfür etmektedirler Joseph ''beyler maçı kapatabilir misiniz acaba? Davete gideceğiz de'' dediğinde abisi James ''Dur olm dur, derbi maçı izliyoruz şurada çok heyecanlı. Kaçılsana ekranı göremiyorum.'' diye yanıt verir gel gelelim emrin büyük yerden (isabell) olduğunu öğrenince ikiside kadının arkasından küfrede küfrede aşağıya inerler. Isabelle büyük bir aşkı memnu fanı olduğu için be bihterliğe özendiği için bihter elbisesi giymiş bihter kolyesi takmış bihter saçı yapmış Chalice e de Nihal elbisesi giydirmiştir. Hep beraber 47568376837389m uzunluğunda ki Limuzinlerine atlayarak partiye katılırlar.

Nyx ise Deviant art taki dark photography(miydi?) bölümünd ki kızlar gibi giyinmiş, saçlarını da onlar gibi yapmış kendini bu şekilde çok karanlık biri gibi hissetmektedir, üstelik vampir olmak ona göre çok havalı bir şeydir gel gelelim bunun tek kötü yanı bileklerine açtığı kesiklerin çok çabuk kapanması olmuştur, şimdi çevresine ne kadar depresif ve melankolik bir insan olduğunu nasıl kanıtlayacaktır? Sonra aklına bomba bir fikir gelir kafasında bir ampul yanmıştır. hemen yakışıklı bir dövmeciye giderek bileklerine Hint kınasıyla geçici kesik izi dövmeleri yatırır ve hin hin sırıtır. İşte şimdi baloda ki vampir prensleri, gotik çocuklar hatta Dracula yla Strahd bile cazibesine dayanamayacaktır(ki işin gerçeği peşinde ki koreli boyband üyesi kılıklı prensten de kurtulmak istemektedir). Kız iyicene keyif olarak bal kabağı arabasına biner ve davetin yolunu tutacaktır ki yolda Naomi denen kızla karşılaşır Nyx e göre bu kız tam bir özentidir, şu albino yakışıklı Haine ve Johan ın adamlarından aşırı çekici biri olan Lauri yi hiç haketmemektedir ama olsun onu arabasına alır ve beraber yola koyulurlar.

Nikki aldığı haberle çok mutlu olur, gözlerinin içi Aurelio cuğuyla vakit geçirecek olmanın mutluluğuyla pırıl pırıl parlamaktadır, hemen onun boynuna atlayarak ''Oleeey'' der gidip hazırlanır ve son olarak ders kitaplarını da koltuk altına sıkıştırarak aşağıya iner eveet artık hazırdır. Bu arada Holden 'Dayshire Erkek Koleji' nden firar etmiş ailesiyle beraber gezmeye gitmek üzere hemencecik bir taksiye atlamıştır gel gelelim iki dakikada samimi olduğu şöförle sürekli '' Dayshire gölünde ki ördekler kış gelince nereye gider? Uçarak mı giderler yoksa biri onları kamyonla filan mı taşır?'' diye sorduğu daha da ileri gidip ''balıklar buzun içinde nasıl yaşıyorlar?'' gibi şeyler sorup durunca şoförün sonunda tepesi atar ve ''Sana daa ördeklerine de...İn lan aşaa çabuk in!!Gözüm görmesin seni!'' diye bağırır Holden ''Tamam yaa ne kızıyorsun.'' diyerek taksiden iner. Hemen eve bir telefon açarak başına gelenleri anlatır. Onu gidip almak süper seksi bir 'Bilgisayar Möhendisi' olan abisi Leon (?!) a düşmüştür. Leon ''ama baba yaaa'' diye itiraz ederek verdiği bu iğrenç görevi geri alması için babasına yalvarır Holden den acayip 'gıcık kapmaktadır' ama nafile, bunun üzerine Leon kız arkdaşı Valerie nin evine geç kalmamak için hemencecik üstü açık kırmızı arabasına kapıyı açmadan artizce atlar ve sürmeye başlar. Arabası 387568937593890 beygir gücünde olduğu için gideceği yere çabuk varmıştır, Holden onu görünce surat asar ona göre abisi Leon çok 'yapmacıklı' bir kişidir. bunun üzerine bir de iğrenç ötesi, aşırı bayık 'yapmacıklı' insanlarla dolu partiye gideceklerini duyunca hızla yerinden fırlar fakat Leon onu iki dakikada yakalamıştır ''Bin şu arabaya eşşek sıpası!'' diye bağırarak çocuğu içeri tıkar sonra bir düğmeye basarak kızıl şimşek adlı arabasını limuzine dönüştürür üstü açık arabayla giderse Valerie nin babası tarafından züppe olduğu düşünülebilir çünkü. Holden ise halen sızlanıp şımarıklık yapmaktadır omuzlarını silke silke '' Bana ne bana ne gelmeyeceğim işte yapmacıklı salak seni! Artiiiiz! '' diye mızmızlanmaktadır ''Leon bana bak seni oyarım içine de bade koyarım'' diye bir laf edince ağlamaya başlar Leon a ''salakmanyakaptal, idiot paçoz'' gibi isimler takar Leon ''Kapa çeneni kızın yanında böyle yaparsan uçururum seni.'' dedikten sonra son bir kez aynasında saçlarını tarayıp çiçeğini eline alır sırıttığında dişleri kalgonit reklamında ki bulaşıklar gibi parlamaktadır. Diğer elinde de Amerikan mezuniyet balolarında artiz oğlanların, güzel kızların bileğine taktığı o meşhur çiçekten de vardır. hemencecik kapıyı çalar...

Howard, dünyadan habersiz bir şekilde şöminenin en güzel yerini süsleyen Alfred fotoğrafının tozunu almakta bir yandan da Nikkiel le karşılıklı beş çayı içmektedir. Mike ise komutanın en kıdemli ajanı olamamanın ezikliğiyle, yüzünü yastığına gömmüş hüngür hüngür ağlamaktadır. Dünyası başına yıkılmıştır ve bunu kaldıramadığı için Alp Er Tunga Terör örgütünün lideri Amarantha Paşa nın saflarına geçmeyi planlamaktadır burnunu çekerek yattığı yerden kalkarak kıza bir telefon açar.

Baker Sokak 221B, den enfes keman sesleri yükselmektedir. Ağzında piposuyla camın kenarında enstrumanını ustaca tıngırdatan Laurence Holmes bu kez yalnız değildir çünkü hemen yanıbaşında ki koltukta güzelleri güzeli meslektaşı Nancy Drew oturmakta ve onun çaldığı eseri çok etkilenmiş bir biçimde gözlerini kırpıştıra kırpıştıra dinlemektedir ''Bay Holmes, çok muhteşem bir sanatkarsınız.'' diyerek takdir eder onu Holmes çapkınca sırıtarak teşekkür eder derken Watson damlar ''Holmes, bu akşam bir balo var.'' Holmes kıza çaktırmadan eliyle bir hoşt işareti yaparak Watson ı kovalar, sonra da ''Gelemeyeceğim kusura bakma daha önemli bir işim var'' Watson ona seni seniii işareti yaptıktan sonra ''Ama azılı düşmanın Ruthven de orada olacak.'' der Holmes un fikri birden bire değişmiştir kaşlarını oynatarak ''Öyleyse iş değişir' der ve Nancy i balo ya davet eder ikisi birlikte yola koyulurlar gel gelelim yolda disko kraliçesi Josephine de onlara katılacaktır. Aynı saatlerde Demogorgothales 'Dayshire Erkek Koleji' nde fantastik bir seminer vermekte ve ''Aynı nehirde bir defadan fazla yıkanırsan pislenirsin.'' gibi muhteşem öğretileriyle gençlerin ufkunu açmaktadır. Britannia, London, Jeremmy, Yuki ve Muse bu zırvalıklardan sıkılarak kendilerini sokağa atıp partiye gitmek için otostop çekmeye başlarlar demogorgothales onları farketmiştir ancak aldırmadan şovuna devam eder.

Son olarak Sollers malikanesinin önünde bir limuzin durur, kapı açılır içinden önce 748965738967389cm topuk giyen bir bayan ayağı çıkar sonra bayanın kendisi iner bu kişi Malina dır ve tüm erkeklerin ilgisini üzerinde toplamıştır. Kırıta kırıta merdivenlerden yukarıya çıkmaya başlar, içeri girdiğinde bara yaslanıp bir sigara yakar bir anda 86908590684968490 tane çakmak hizmetine sunuluvermiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Pierrot
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1588
Kayıt tarihi : 23/09/09
Nerden : Atlantis

MesajKonu: Geri: Piknik 2010   C.tesi Mart 20, 2010 12:55 am

Lord Thawain kaybolan Show TV kameramanının aptallığını her ne kadar sinirlense de, bu olayı civardaki olmayan evlerin duymasına katlanamayacağını açıkça belirtir. Ev, lanetli mi lanetli, gotiklikte hit olmuş öyle bir mekandır ve içinde öyle hibritler vardırki böyle anlatamayacağım sen düşün. Bu mekanın yapılış tarihi kısaca Lovecraftla çok iyi dost olan Walter ve Hayrettin Barboros'un(Sollersların kurucusu) birbirleriyle iddiaya girmesiyle başlamıştır. Yazılan edebi eserleri hazmedemeyen Barboros Hayrettin "Öyle bir şato yaptıracağım ki, Lovecraft görünce etekleri tutuşacaktır" -Yazı sansürlenmiştir- O gün bu gündür en korkunç hikayelere ev sahipliği yapan bu yapıda şu an önemli bir görev için toplanılmıştır. O zavallı Show TV kameramanını kurtarmak, durumu kimseye çaktırmamak ve misafirleri ağırlayıp Yemekteyiz yarışmasını kazanmak...

Salon davete uygun bir biçimde süslenip, hazırlandıktan sonra herkes büyüteçiyle masa üstü oyuna eğilmiş stat puanlarını dağıtmakla meşguldür. Lord Thawain karizma yetenekleri kastığı için pek savunmasızdır ama karizmasının herkesi etkileyeceğinden o kadar emindirki bunu dert etmez bile. Norville ise büyük bir hata yaptığını ona anlatmaya çalışır, ama karizması ve kutsallığı o kadar eblehleşmiştir ki, kimse onu tınlamaz bile. En sonunda 8. Saçlı seferi için kendisini süsleyip püsler ve party kurmak için gelecek misafirleri dört gözle beklemeye başlar.

Edward *ohno* smile'ı gibi odasında bir aşağı bir yukrı gezinip, şu koca çeneli, yatak kıran diğer Edwarddan intikam almak için planlar kurmaya çalışır. İnternete yaymış olduğu "GAY EDWARD, EDWARD BOY FRIENDS" gibi dedikodular çıkarıp durmakta ve Andrzejin babası gibi mad scientist kahkaları atıp durmaktadır. O esnada Esther ise Edwarda uyuz olmakla meşguldür. Çünkü aynı şeyi kendi erkek arkadaşı Lestat içinde yaptıklarından bu tip insanları odunla dövesi vardır. Lestat ise Hazel'in yönetmen babasından köşe bucak kaçmakta ve "Neo ile aramda bir şey yok" diye sarmaş dolaş resimleri arkadaşça yorumlamaktadır. Lynette ise Estheri sinir etmek için "kim inanır kadir inanır" espirisiyle ortamı germektedir.

Aurelio o kadar mesutturki, Nikkiyi ellerinden tutarak "laylaylay" diye salonun ortasında chibi profilinde dönmektedir. Lambri Valerie'nin 36 beden elbisesini söylene söylene giydikten sonra camdam ikisinin çizmiş olduğu salak ötesi profile bakarak erol taş şeklinde güler ve "Beim olacaksın Nikki muhahah!!" diye gülerek baloya gitmek üzere makyajını ve saçlarını yapmaya başlar. Tabiki travestiler gibi görünmemektedir, çünkü o Tom kuruzun süpersonik kılık değiştirme yöntemlerine sahiptir. Öyleki bir filmde gırtlağına takıp sesini değiştiren aletten bile vardır kendisinde ve bir kaç ses denemesiyle tamamen Valerie olup çıkmıştır. Kadın bedenine sahip olmanın avantajlarını düşünüp gözlerini kısarak acaba Valerie'nin vücudu nasıldır diye eve gidip bir kaç incelemede bulunur. Daha sonra işi fazla abartmamak için sesini tekrar Lambri moda alıp Romeoyu arar baloya aktılıp katılmayacağını öğrenmek için.

Valerie ise muhteşem elbisesine, eteğinin 934574 cmlik kuyruğuna, muhteşem kaşıkçı elmasını bile çatlatacak mücevherlerine bakıp havalara uçmaktadır. Saçlarının ve makyajının da yapımı bittiğine göre artık Leon'u bekleme vakti gelmiştir. Ah, o esnada kapı çalar ve heyecanını bastırarak yukarı çıkıp bir çırpıda kapıyı açar. Karl ise güneş gözlüklerinin üzerinde delikanlıyı inceleyip Amerikalı baba tripleri atarak "İyi akşamlar genç bey" diyerek artistçe sırıtır. Valerie ise çoktan Leonun koluna giymiş babasına kaş göz işareti yaparak susmasını söyler ve tipik bir amerikan filmini canlandırır. Flavius gözlerini kısıp karanlık odasında dinlediği radyoyu kapatarak en şık ve pahalı takımın giyip Howardın yanına iner. "Haydi baloya gidiyoruz" diyerek hazırlanmasını buyurur ve Nikkiel'e pisik muamelesi yaparak kaybolmasını işaret eder. Howardın tozunuu aldığı köpeğin resmine bakarak artizce durur ve çerçevenin camından Howarda bakarak, "çok şık olmalısın" der ciddi bir ifadeyle.

Ruthven, ise hayat amacından hala vazgeçmemişte olsa, kendi kimliğini taksicilikle gizlemeyi amaçlamıştır. Robine bir muavin konstümü giydirerek, Batmobilin tepesinede Taxi lambası asar ve otostop çeken liseli gençlerin önünde durur. "Baloya mı beyler?" diyerek burnunu karıştırıp çıkarttıklarını oraya buraya sürmektedir. Ichabod ise arkeoloji alalnında yaptığı master sayesinde ince bir cımbızla bu maddeleri ufak tüplere yerleştirir ve şehre dönünce şirkete gidip Ruthven gibi bir dehayı neobiyolojik faktörlerle kopyalamayı hayal etmektedir. Daha sonra adamı şortunun içini her 2 dakikada bir karıştırdığını görünce midesi kalkar ve bu fikri biraz ertelemeye karar verir. Ruthven ise hiçbir şey olmamaış gibi eli şortunun içindeyken araba sürme işlemini gerçekleştirebilmektedir. Lara ise son model fotoğraf makinasıyla Audrey Hepburn sitili gözlükleri ve eşarbıyla gizliden Demogorgothalesin fotolarını çekip durmaktadır ki bunu neden yaptığını kendisi bile bilmemektedir. Halbuki o evde yokken banyosuna ve yatak odasına yerleştirdiği kameralar neyine yetmiyordur bilemiyoruz? En sonunda işi abartarak muhabir kartı çalarak daha da yaklaşır ve foto almaya devam eder. Ona göre verdiği bilgileri her insan idrak edemez. Fernand bu durumu uzaktan uzakağa izlemeye dayanamaz ve gidip ilk vampir Cain ile bir kadeh elder kanı içerek kafayı bulmaya karar verir. Tabiki Cain içten içe ona kızgındır, çünkü haberlerde Lilith ile aralarında çıkan aşk dedikodularından haberdardır. Yeni bir vampir kuşağının doğmasını istememektedir.

Hazel ise kaşlarını oynatıp duran Laurence'i şöyle bir süzerek acaba ne yapsam da çileden çıkarsam diye kara kara düşünür. En sonunda takibe aldığı çiftin baloya varmasını beklemeye karar verir. Orada tüm geceyi burunlarından getirecektir çünkü. Coco ise malikhanenin camında sigaralığı ile belirip davetli genç erkekleri şöyle bir süzmektedir. Malinanın inişini o esnada görüp sinirleri tepesine çıkmıştır. Hemen süslenip püslenerek cırt kırmızısı rujunu sürer, peluş tüylerle süslü kırmızı elbisesini giyip aşağı inerek bara yaslanan kadını bir kalça darbesiyle iterek "Çorabın kaçmış" diye uyarır.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
London Chatterley



Mesaj Sayısı : 553
Kayıt tarihi : 21/02/10

MesajKonu: Geri: Piknik 2010   C.tesi Mart 20, 2010 11:38 am

Isabelle ailesiyle beraber kırıta kırıta merdivenlerden yukarıya çıkar, kafilenin en fingirde elemanı olan Chalice Isabelle e çaktırmadan pembiş bir elbise giyip kocaman güneş gözlüğü, devasa küpelerle kostümünü renklendirmiş koltuk altına sıkıştırdığı mini mini köpeğiyle beraber hem yakışıklı gençleri abazaca süzmekte hem de sevgili kankası Paris i aramaktadır. Mekanı süzüp''Ayyy ne kadar banaaaaal!'' der. Ama magazincilere gözükme tutkusu herşeyden üstün basmaktadır hemencecik mundustimes gazetesi magazin muhabiri başbüyücü nün karşısına dikilerek Holywood artizi edalarında pozlar vermeye, sırtını dönüp omuzu nun üzerinden bakarak elbisesinin sırt dekoltesini sergilemeye başlar. Dükler ise hemencecik Lord Thawain in yanında bitip ''Maç kaç kaç aga?'' diye sorarlar

Derken Amarantha çıkıp gelir ve güneş gözlükleriyle aşırı artizce FRP masasına oturarak bir paladin oynatmak istediğini söyler. Amarantha FRP masalarında çok ünlü bir şahsiyettir, doğru mu değil mi bilinmez ama ozanların anlattığı bazı eski efsaneler der ki Lord Ao yu bile Amarantha yaratmıştır hatta Raistlin bile ondan tırsar. LLoth u tek eliyle yenmiş, Drizt e sadece üflemesi yetmiştir. Gerçek ne olursa olsun 8.saçlı seferi konusunda kendisine aşırı güvenmektedir, derken Nancy nin ikiz kankalarından Cecil çıkıp gelir ve bir Necromancer la oynamak istediğini söyler amarantha bir paladin olarak Cecil den acayip gıcık kapmıştır. Dedect evil özelliği çok pis sinyal vermektedir.

Nyx in bal kabağı arabası nihayet şatonun önüne boş bir yer bulup parketmiştir. Kızlar arabadan indiklerinde Nyx gördüklerine inanamaz şatodan çok fazla etkilenmiş ve sarayı kadar gotikötesi bulmuştur hemencecik fotoğraf makinesini çıkarıp deviantart modeli üstün fotoğrafçılık yetenekleriyle binanın orasında burasında emo yüz ifadeli fotoğraf 'çekinmeye' başlar. Bu fotoğrafları deviantart ve vampirefreaks e yerleştirerek popüler olacaktır binayı ise bizim yazlık diye yutturmayı planlamaktadır. İşi bitince saçlarını gözlerinin önüne çekerek suratını asar ve balo alanına dalar, saçları yüzünü kamufle etse de o içeride ki yakışıklı vampirleri ve gotik çocukları kesip durmaktadır.

Nikki de chibi halini alır ve aşkıyla beraber dönmeye başlar hatta animelerde ki loli liseli kızlar gibi sekip durmaktadır. ne kadar neşeli olduğu her halinden belli olmaktadır. Romeo ise ne yazık ki baloya katılamayacaktır çünkü uygun elbisesi yoktur, üstelik üvey annesi ona evi temizleme görevi vermiştir tüm bunların üstüne Nyx bal kabağı arabaya el koymuştur. Burnunu çeke çeke yerleri süpürmeye başlar bir yandan da perilerden üvey annesi ve kız kardeşlerine kadar herkese sövmektedir. Aşırı derecede bozuktur şu anda ve Nyx ten bile depresiftir. Mahalle kızları gibi bir cengiz kurtoğlu kaseti koyarak dinlemeye ve ağlamaya başlar.

Leon muhteşem bir şekilde sırıtıp ipana beyaz la fırçalanmış inci gibi dişlerini gururla ortaya serer(daha geçen gün sokakta bir diş doktoru tarafından çevrilmiş, dişinde bakteri olmadığı tespit edilmiştir) ''İyi akşamlar'' der gel gelelim Valerie nin babasını kapıda görünce şok olmuş keşke pencereye bir daş atsaydım diye düşünmeye başlamıştır. Şimdi bu adam da peşlerine takılırsa...zaten Holden Leon a yetip te artmaktadır. her neyse diye düşünerek çiçeği Valerie ye uzatır o bilekliğimsi şeyi de bileğine geçirdikten sonra ellerini altın sarısı saçlarının üzerinden kaydırır kendine güvenli fakat utangaç ve etkilenmiş bir şekilde ''Vay canına çok etkileyici olmuşsun.'' der. Bu esnada Holden Leon un arabasının öbür tarafında kalan camından beline kadar sarkarak kedi köpeklerle oynamakta, gelene geçene naber demekte, iki dakika da kanka olduğu şöförle dumansız hava sahasında sigara tüttürmekte ve adamı ördekli sorularla çatlatmaktadır. Sonra bir ara Leon un şampanyalarından birini patlatarak içmeye başlar. Howard çok aristokrat bir edayla koltuğundan kalkmıştır, biriç kartlarını şöyle son bir kez gözden geçirdikten sonra ipi çekip zili çalar ve uşağa ortalığı toparlamasını söyledikten sonra odasına çıkıp Agatha Christie erkeklerini kıskandıracak bir şıklıkta giyinir, buarada Nikkiel gitmeyi kesinlikle ve kesinlikle reddetmektedir.

Liseli gençler birbirlerini itip kakarak nihohohoha diye gülmeyi bırakaratan önlerinde duran ilginç kostümlü taksi şöförüne bakarlar, özellikle tam bir ingiliz centilmeni olan Britannia burun karıştırma etkinliğinden çok iğrenmiştir yine de hocalara okuldan kaçarken+sigara içerken yakalanmamak için taksiye tıkışıp ''Saol abi.'' derler. Aralarından Yuki adında olanı her bulduğu şeyin fotoğrafını çekmektedir çünkü o bir japondur. Demogorgothales Lara yı farketmeyerek Hegel ve Platon a saydırmaya başlamıştır o esnada söyledikleri aynen şu dur ''Bu şahıslar benle polemiğe girerek gündeme gelmeye çalışıyorlar.'' kafasında çok şık bir zeytin dalı taç vardır üzerineyse yunanlı kıyafeti giymiştir. Az sonra İskenderiye kütüphanesini bizzat kendsinin yaptığını iddia ederek övünmeye başlar.
,
Nancy, Laurence ve Erebus baloya varmışlardır ne var ki Holmes oldukça rahatsızdır çünkü yanlarında minicik eteği ve şık patenleriyle süzülen Josephine in omuzunda taşıdığı radyodan ''the finaaaaaaaaal countdooown'' şeklinde sesler gelmektedir. laurence böyle zıpır, hoppa müziklerden nefret eden bir insandır ''Rica etsem şunu kapatırmısınınz hanfndi?'' diye sorar Josephine cak cak sakız çiğneyerek ''Nesin sen dostum mrouk falan mı ha?'' diye sorar şımarık şımarık hem adamın ekose pelerini ni de pek komik bulmuştur. Bu arada da Con Tıravolta tarafından yakın markaja alındığının farkında bile değildir. Malina ise kendini bir kalça darbesiyle itekleyen Coco ya çok kızmıştır onu yan yan süzerek ''Senin de rujun taşmış şekerim.'' der.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Pierrot
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1588
Kayıt tarihi : 23/09/09
Nerden : Atlantis

MesajKonu: Geri: Piknik 2010   C.tesi Mart 20, 2010 7:06 pm

Lord Thawain şöminenin üstünde açık durup, bozuk bir görüntü veren tvye bakarak dört işareti yapıp "3-3" dedi ve sırıtır. Evelyn eşinin budalalığını örtmek için karnına diresiğini geçirip, "Dört yaptın Thawain!" diyerek sinirli sinirli yelpazesini sallar. O esnada Hakan bey ise tam olayı çıtlatacaktır ki, Evelyn yelpazesini ağzına tıkarak herkesi salona buyur eder. Norville ise, -3287 karizmasıyla Amaranthaya trolllerinki gibi bir gülümseye sunar masumca. "Lütfeğn bana eski karizmamı kazanmamda yardımcı ol" der ayaklarına yapışarak. O sırada içeriye "Çekilin huleyyn!" diye dalan Louis, kızıl saçlarını savurarak seksi bir Toreador oynatacağının sinyallerini verir ve yanlarına kurulur. Tabiki böyle bir alanda Toreadorun işi nedir, kimse sorgulamaz.

Rain ise Show TV'nin muhabiri olarak baloya katıldığı için Isabelle ve Chalice'in fotolarını çekip gaz vermekle meşguldür. Aynı zamanda karizmasınıda kullanarak, partideki bayanlardan şuh pozlar alıp, deviantda popülerlik sınırını zorlama hayalleri kurmaktadır. Ancak aynı zamanda kayıp kameraman için o kadar üzülmüştürki, bunu Sollerslara ödetmeyi de kafasına koymuştur. Ancak o esnada arabadan inen gotik pirenses Nyxi görünce işte aradığım model diye düşünüp hemen yanında biter ve şipşakçılığa başlar. Edward ise emo emo baloya inerken bu durumu görüp gözlerini kısmıştır. Edward Cullendan sonra gelen bu ikinci darbe silkinip kendine gelmesine ve Nyxi bu keçiye bırakmayacağının sinyallerini vermeye başlamıştır. Hemen biraz vişne suyunu kan ayağına yatarak eline alıp Nyxin yanında bitip "Gotik prensese bu gece eşlik etmek istiyorum" der.


Aurelio chibi motifinden pof diye çıkarak kağıya gelen devasa bir kedinin sırtına kurulmuş arabaya Nikkiyi buyur eder. Kendiside zaten ortalıkta aşırı şık dolaştığından yeni bir takım giymeye gerek görmemiştir. Hemen kendiside arka koltuğa atlayarak "Lets go" der ve Nikkisine sarılır. Lambri ise arkalarından -_- şeklinde bakarak Romeoun evine gider. Diz üstü elbisesine alışamadığından arada firikik versede bundan pekte rahatsız değildir. Romeoun su kovasına tekme atarak ufak şuh bir kahkaha atar ve 58375634 milyon dolar değerindeki takımı uzatarak "Soyun!" der. Evet, kadın olursa böyle olur.


Valerie ise hiçbir şeyden habersiz bir biçimde neşeyle balo için güzel hayaller kurmaktadır. Leonun getirdiği çiçeğe mutlulukla bakarak hemen yemeğe başlar "Bayıldım çok lezzetliymiş, teşekkür ederim" der, çünkü o bir vejeteryandır.(Hö?) Babası ise artis artis gülmekte, ve kendisiyle aynı takımı giyen mini minnacık köpeğinin başını okşamaktadır. "Kızıma bir şey yapma" diyen Amerikalı babaların aksine "Kızıma ne istiyorsan yap" der ve artistçe sırtını dönerek güneş gözlüğünü düzeltir. O gece modanın zirvesi Camillada bir davet vardır ve oraya katılacaktır. Romanın savaş arabasına atlar ve Romalı askerlere "Deh" diyerek gözden kaybolur. Valerie ise Leona dönerek 32 dişini göstererek tuhaf tuhaf sırıtan porselen bebekler gibi bakar.

Ruthven o esnada Radyoda çalan Kibariye ile, mundus sokaklarına şov yapmakta ve hanımefendilere laubali bir selam vererek gönüllerini asiliği ile çelmektedir. Elindeki tesbih ile vitesi karizmatikçe değiştirip Şatonun yolunda dere tepe düz gitmeye başlar. Artık o isimsiz bir kahraman olduğu için dünyadaki her şey çok boş ve anlamsız gelmektedir. Spaydinin bir zamanlar düşmüş olduğu bunalımın bir benzerini yaşar. Tıp dilinde bu kahramankro depresyonudur.

Lara kendisini tutamayarak alkışlamaya ve "Çok doğru çok doğru" demeye başlar. Kendisiyle beraber gaza gelen diğer insanlarda bu çoşku seline kapılıp çılgılar gibi alkışlamaya başlarlar, aralardan duyulan ıslık sesleri ve tezahuratlar coşkunun büyüklüğünü belli eder ölçüdedir. Daha sonra herkes Demogorgothalesden imzalı kitap almak için sıraya girer ve sıranın ilk başına da Lara vardır. Kendisini tutmaayark rock star görmüş kızlar gibi adamı boğarcasına sarılır.


Hazel ise scream maskesini girişte çıkarıp içeri girince koltuğun arkasına saklanınca yeniden takmış ve sesini değiştirmek için ufak bir hoparlör kullanarak Holmes'un cep telefonunu gizli numaradan aramıştır. "Merhaba Holmes, hadi bir oyun oynayalım." diye konuşmaya başlamıştır. Artık batmobil şatonun kapısına dayanmış ve içindeki tuhaf ekip dışarı saçıldıktan sonra ellerini beline yaslayan Ruthven polis gözlüklerini şöyle bir oynatıp, çıplak ayağıyla kumların tozunu attıktan sonra içeriye girmiş ve davetlileri şöyle bir süzmüştür. Tabiki eli boş gelmemiş ve Anne'in 2008de sardığı dolmalarıda getirip masanın ortasına bırakmıştır. Coco ise dudaklarını büzerek hemen cebinden devasa bir ayna çıkarıp kendisine bakmış ve kusursuz olduğunu görünce "Kıskanç cadı" diye söylenerek yanan çakmalalrı bir üfleyişte söndürmüştür.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
London Chatterley



Mesaj Sayısı : 553
Kayıt tarihi : 21/02/10

MesajKonu: Geri: Piknik 2010   C.tesi Mart 20, 2010 8:39 pm

Dükler ''Oww beraberlik kaybetmekten de kötü'' derler Tsubasa dan öğrenmişlerdir bu lafı. Isabelle elini hafifçe alnına değdirerek gözlerini devirir sonra Rain i farkederek büyük bir tutkuyla poz vermeye başlar. Gel gelelim chalice onu dirseğiyle hafifçe iterek saf dışı bırakmaya çalışmakta tüm spot ışıklarını kendi üzerinde istemekte ilg çekme amaçlı hareketler yapmaktadır. Amarantha ise Norville e artizce ''Olur bakarız sen yanımda dur '' der ve güneş gözlüklerini oynatır sonra kulağına eğilerek ''şu cecil e acayip gıcık kapıyorum der.'' niyeti Party nin içine nifak tohumları ekmek değildir ancak o şahsın party de sorun yaratacağını düşünmektedir. Louis i şöyle kayıtsızca bir süzdükten sonra Dm ye artizce bakar ve başlamak için beklemeye başlar.

Bu arada Nyx Rain in ilgisinden son derece hoşnut bir şekilde aşırı kederli mimikler yapıp resim çektirmektedir. Kendisinin çok iyi bir model onun ise mükemmel ve çok gotik bir fotoğrafçı olduğuna inanmaktadır. Deviant ta çok tutulacaklarından ve ergenleri doya doya sömüreceklerinden tam o sırada Edward çıkagelir Nyx in gönlü Edward da dır ona göre Edward tam bir gotik prenstir hatta muhtemelen bir 666 dövmesi vardır. Dayanamayarak ''Memnuniyetle sayın prince of darkness'' der. İşin kötü yanı Rain in koordinatlarını haber alan nikkiel anında oraya summon lanmıştır. ''Raaaaaaaaaaaaiiiiiiin2 *-* *-* *-*diye koşarak boynuna atladıkltan sonra onu absürt sevgi gösterileriyle meşgul etmeye başlar.

Aurelio nun ardından Nikki de normale dönmüştür, arabaya hayranlıkla baktıktan sonra ders kitaplarını tekrar eline alır ve arabaya biner. Bu arada Romeonun gözleri kovasının atılan tekmeyle yere devrilmesi üzerine animelerde ki kızlar gibi titremeye başlar, daha sonra koskocaman bir damla yanaklarından aşağıya boşalır ''Neden?! Neden yatınız bunu?!'' diye haykırır çağresizce. Zavallı kül kedisinin Her yanı sızlamaktadır. Lambri nin soyun demesiyle beraber başını takıma doğru çevirir tam sevinecektir ki bir peri gelir ve yanlış büyü yaparak Romeo yu Lady Lala ya çevirir bu olay üzerine Romeo ''Love gameee'' diye bağıra bağıra dans etmeye başlamıştır balo giysisiyse çok seksi bir mayodur.

Leon keyifle sırıtarak ''Afiyet olsun.'' der dişleri yine parlamış ve *tin* diye bir ses çıkarmıştır. Çok keyiflenmiştir. Sonra kaşlarını oynatarak Valerie nin babasına ''Saol beybaba'' der (O.o) adamın roma arabasıyla uzaklaşışını hayretle izler çok şaşırmıştır ve aklına favori dizisi olan herkül ü kaydetmediği gelmiştir bu yüzden içini büyük bir boşluk kaplasa da Valerie dönüp windows mavisi gözleriyle yüzüne güzel güzel bakınca morali hemen düzelir Limuzi ninin kapısı açarak onu içeriye buyur eder, ardından kendisi de girip oturur gelgelelim Holden yaratığı pencereden beline kadar sarkmaktadır, üstelik favori şampanyası açılmış şöförü de sarhoşumsu gözükmektedir. Şimdi bu durumu valerie ye nasıl açıklayacaktır?? Babam git al dedi denmez ki...

Demogorgothales se feci havalanmıştır, eğilerek selamlar verir sağa sola öpücükler yollar. Sonra masaya oturup kapağında hareket çekmek üzere elini kaldırdığı, öğrencisi Samoton un ise ''aman ha!'' dediği anda çekilmiş fotoğrafı* bulunan ''Düşün düşün b.ktur işin'' adlı favori eseri ve daha nicelerini imzalamakta, bunu yaparken de ''Saolun canlarım beni sizler yarattınız.'' şeklinde şeyler söylemektedir. Arda Turan bile Demogorgothales in şu anki havasının yanında sönük kalmaktadır. Boynuna atılan Lara ya artiz artiz sırıtır.

Holmes ''Alo ne koyiym?'' espirisi yapmamak için kendisini zor tutarak telefonu açar, ve nancy e göz ucuyla bakarak artiz artiz ''Aloo, döncem ben sana' der nancy kikikikikiki diye gülmektedir. Tam o sırada laurence batmobil i farkeder ve Ruthven in araçtan indiğini görür telefonu aceleyle kapayarak eşine takılır. onunla suç ortaklığı yaptığını düşündüğü liseli gençlerin peşine ise asistanı Erebus u takmıştır ne var ki erebus Anne in 3 yıllık dolmaları uğruna görevini sallar. Malina ise Coco ya ''Haydi oradan kokona'' diye ağzının payını vermiştir.


* http://www.astro.rug.nl/~weygaert/tim1public/athens.plato_aristoteles.jpg orta parmaklı versyonu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Pierrot
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1588
Kayıt tarihi : 23/09/09
Nerden : Atlantis

MesajKonu: Geri: Piknik 2010   Paz Mart 21, 2010 3:55 pm

Lord Thawain ise ihtirasla yumruğunu sıkar. Hemen sıktığı yumruğuu ropteşanbırının içine sokup elindeki viski bardağını kenara bıraktıktan sonra çevirmeli eski tip telefonun ahizesini kaldırarak ince bıyığıyla "Merak netmeyin" der düklere. Daha sonra telefouna çıkan adama "N'alo, Terimcim, kuzum, şu noğlanlarına biraz gaz ver yahu. Misafirlerim beraberliği görmekten hoşlanmıyorlar. Ahaha" der ve telefonu umursamazca kapatarak viskisinden kocaman bir yudum alıp Düklere dönerek sırıtır. O esnada bütün futbolcular birer Zidan gücünde ve Ronaldinho yeteneğinde golleri umursamazca karşı takıma çakmaktadırlar. Lord Thawain ropteşambırının cebinden çıkardığı ışın kılıcı gibi açılan mundus bayrağını sallamaya başlar. Isaiah ise yengeç dansı yaparak futbol ruhunu yaşatır, ardından iyice gaza gelerek camdan silah atar ve karşı takıma kendisini asla tekrar etmeyecek derecede ilginç ve iğrenç küfürler savurur, Demogorgothalesi ortadan çalatacak şekilde hareketler çekmektedir. Bu kabiiyet birtek İett otobüs şoförlerinde ve minibüs muavinlerinde olduğundan, o esnada şatoya giriş yapmakta olan Robin Samuel çok hüzünlenmiş ve sigarasını avucunda söndürerek "NPC dünyası çok genişlemiş Ruthven, çok çalışmalıyız. Yerimizi, sıcacık koltuğumuzu bu yeni yetmelere kaptırmamalıyız" der. Ruthven ise onu dinlememekte ve en büyük azılı düşmanı ekoseli Laurence'i süzmektedir. Robin'e en sonunda döner ve ellerini artizce beline yaslayarak "Sen bu salona giremezsin, süper kahramanların yardımcıları dışarıda beklemek zorundadır!" der ve dudağını karizmatik bir savuruşla silerek salona ilk adımı atar. Kıllı bacaklarını yeni yağlamıştır, pırıl pırıl kırık kıvrık parlamaktadır. Sortu ise capcanlı rengiyle misafirlerin gözlerini kamaştırır. Bundan tek etkilenmeyen kişi olan Edward başını bile çevirmemiştir. Çünkü en son onu masanın altında çatalını ararken, firikik verirken görmüş ve hayatı allak bullak olmuştur. Hemen Nyxin koluna girerek salondaki en gösterişli yere kurulur ve kur yapmaya başlar. Behlül bile bu kadar abaza olamamıştır.

Rain, mehmet turgut bıyıklarını şöyle bir kıvırarak, onun robert de-nyo'yu bile solda sıfır bırakacak şekilde çektirdiği portre fotoları gibi gezerek hoş hatunlardan öpücüklü, bol dekolteli fotoğraflar almakta ve en sevdiği içki olan rom şişesiyle kaptan cek sıparov gibi sallanarak artistlik yapmaktadır. Cathy evde çamaşır yıkamakla meşgul olduğundan bu yalnız gezen aslan parçasının diğer kadınlarla meşgul olmasına kimse ses çıkarmayacaktır. Nyx'e "Evet bebeğim işte böyle, daha fazla duygu istiyorum nevet" diyerek gaz vermekle meşgul iken olay mahaline ve dahası cüretiyle eşsiz fotoğraf makinasının kadrajına giren Edwardı görünce bir volkan gibi patlama noktasına gelerek sinirlenmiştir. Edwardın şuan makinanın LCD ekranında görünen suratını görünce deşete düşer ve hemen makinayı ateşe atarak yeni bir tane craft yeteneği ile ortaya çıkarır. Rainin bir felsefesi vardır, asla ama asla erkek bir canlının resmini çekemez ve bu onun için büyük bir ayıptır. Bu fotoğraf makinasına sadece dişi varlıklalrın resimleri yakışmaktadır çünkü ve gizlesede kendisini tam bir womanizer'dır. Mangadaki Raphael'i bile solda sıfır bırakamasa da, ilk iş olarak Sara'ya benzeyen kızın üstüne atlama potansiyeline sahiptir. Nikkiel'i gördüğünde ise boynuna atlayışına aldırmadan bir toz parçasından kurtulur gibi sirkeler ve "Hah, dur bakalım, ani hareketlerden hiç hoşlanmam" der. Bu esnada Pierrot yavaşça sırıtmaktadır.

Aurelio yerlere kadar uzanan saçlarına takılan yaprakları zar zor temizler. Aslında bakılırsa bir zamanların çok beğenilen erkek karakteriyle kıyasıya bir yarış içindedir. Ancak bu yeni saç modelinden pekte memnun kalmamıştır, çünkü tuvalette insanı çok zorlamaktadır. Ayrıca çok hassas bir bünyesi olduğundan dev şişe dalin şampuan bile en fazla bir gün gitmektedir. Tabiki banyodaki ördekli oyuncağı, ördekli bornuzu, ördekli terlikleri, ördekli sabunu, ördekli lifi, ördekli küveti, ördekli diş fırçası, ördek desenli aynası, ördekli bardağı, ördekli havlusu ve en nihayetinde dev ördek oyuncağıyla bunu defalarca toplantıda konuşmuş, ancak hepsi bir ağızdan vaklayarak bu en iyi erkek karakteri olma konusunda kendisini zorlamıştır. Tabiki en mükemmel hatlara ve en mükemmel fiziğe sahip Aurelio böyle bir yarışı kaybetmeyi kendisine yediremeyecek kadar güzeldir ve vın vın diye sesler çıkararak saçlarını uzatmıştır. Şimdi ufak kedisi Nikki ile baloya katılmalı ve karakter nişanının yanında Lorda bu en iyi karakterlik içinde ısrar etmelidir. Nikkiyi bir oyuncak bebek gibi peşinden sürükleyerek salona koşar ve kollarının arasına sıkıca aldığı şuan için oyuncak profilindeki çocukla her gördüğü enteresan eşyayı göstererek tepinip "Aaaa bak ne güzeeell *-*" demektedir. Evelyn ise Hakan beyin ağzından çıkarttığı yeşil salyalı yelpazesi ile Aurelionun kafasına indirerek "Sakın dokunma, koşma, yüksek sesle konuşma, ve terli ufak parmaklarınla hiçbir şeyin üstüne leke bırakma!!!" diyerek kulağını çeker. Aurelio ise gözlerinin iki yanından animelerde olan şu ilginç selden oluşan göz yaşlarıyla ağlamaya başlamakta ve kızarmış kulağını tutarak bacaklarına yapışacak bir yetişkin aramaktadır.


Lambri elini belinden çekerek tam Romeoya takımı giydirecekken ortaya bir anda çıkan manzara ile şoke olmuştur. Hemen yanında taşıdığı off peri kovar ile gerzek periyi devre dışı bıraktıktan sonra Romeoya kocaman bir şamar atar ve korkunç bir manzara sergileyen mayosuna bakarak "..." şeklinde kalmıştır. O esnada mayolu birini gören borat efendi, hemen twist yaparak odaya dalar ve kendisine hayat veren bu foruma teşekkürlerini sunar. Lambri ise perinin düşürmüş olduğu asayı alarak Borata doğrultur ve "Toz ol kaybol..." diyerek onu yakışıklı bir muavine çevirir. Daha sonra Romeoya dönüp "Sende prens ol bakim" der ve onu Leon gibi dişi "tin" şeklinde parlayan, Şrekteki yakışıklım edalarında aşırı karizma, aşırı çekici ve tabiki aşırı seksi bir beyaz atlı prense çevirir. O esnada dişiliğinin verdiği çekiclikle "Acaba Romeoya ben mi sarksam" diye düşünmektedir.

Valerienin babası bu kaş oynatma merasimine kanmayacak kadar karizmatik bir ukedir. Bu yüzden "Şansına küs evlat" der kırbacını tangalı Romalı askerin poposunda şaklatarak. O esnada uzaklaşmış ve at kuyruğu ile toplanmış başını hafifçe dolunaya çevirerek parmaklarıyla zafer işareti yaparak sislerin arasında kaybolmuştur. Straht ise "sislerin vampiri benim lan, yakarım bu gezegeni" diyerek hapsolduğu ülkesinden bir ayna ile izlediği ignotus fan service bölümüne bakarak bakire bir kızla çekirdek çitlemektedir.

Valerie ise amerikalı kız profiline iyice kaptırdığı için Leonun ağzının içinde düşecek kadar yapışmış ve tek ayağını geriye doğru kaldırıp ilginç pozlara girmiştir. Bunu yapış amacı, dönüşte kendisine elbette iyi geceler öpücüğü vermek zorunda olan Leon için birer alıştırmadır. Daha sonra limuzine biner ve hemen yine Leonun koluna sarılarak yol boyunca kapaktan fırlamış gibi pozlarını sürdürmeye devam eder. Şu an o kadar mutludur ki Holden denen çocuğu görmemiştir bile. Flavius ise first kiss videosunu Valerie ile yaşayacak olan Leona uyuz olmaktadır. Hatta kaşıntı tutmuştur. Kadın şoförlerin donattığı jetine Howard ile binerek davete doğru tam gaz giderler.

Lara ise attığı öpücüklere ve verdiği selamlara hayran ve seyran olarak bakmakta, adamı boğarcasına sarılmaya devam etmektedir. Zaten adamın evine yerleştirdiği kameralardan pek bir yabancılık çekmediği için "Yakından daha da taşmışsın!!! *-*" diyerek muah muah diye yanaklarını öper. En favori filmi olan Al pacino'nun Simon isimli filmindeki mankene davranıldığı gibi davranılmaktadır şu an Demogorgothalese. Öte yandan, rock starların kulisine akın eden diğer kaşar ötesi kızların Demogorgothalese kaş göz işareti yaptığını henüz farketmemiştir. Şuan o orta parmak için kurban verilmeyi bile göze alabilecek kıvamdadır. Başını yukarı kaldırarak parlak zeytin dallarına şöyle bir bakar ve "Ne şehittir ne gazi, b.k yoluna gitti niyazi, isimli makale hakkında ne düşünüyorsunuz?" der.

Hazel bu telefondaki laubali kurbanından sonra dahada beter gaza gelmiştir. Testere filminin 6.sını kendisi çekmek istemektedir ve bu iş için Erebusu gözüne kestirmiştir. Çünkü Laurencein zayıf noktası ve değer vermediği zavallı bir bireydir o. Hemen dolmaları Tivitiyi kandırmak için teker teker yollara koyan Hazel, kurbanının üst kattaki pembe ve tavşanlarla dolu, tüyler ürpertici odaya gitmesini beklemektedir. Hemen yan odada ise Hazelin babası ve Lestat kıkır kıkır gülüşmektedirler. Coco ise peluş tüylerini malinayı rahatsız etmek için sallayıp durur ve "Kokona senin babandır, sulu kule kargası" der ve sırıtır. Olay mahaline Komutanın parlak rozetiyle dalan Cyrille ise, Amaranthanın FRP oynadığını görünce "Hemen bende oynamalıyım, neyim eksik!" der ve Lawful bir karakter açarak stat puanlarını dağıtır. Tek başına asi bir görev adamı olacaktır ve Norville ile Amaranthaya sonradan katılacaktır. Şuan zidanda, Dragonun tekiyle geyik yapmaktadır. Çok kafa olan Dragon, Merlini unutmuştur, zaten merlinde prens ile fazlaca meşguldür şu an. Norville ise "Haydi Coco odasından çıktı gidip peruğu alalım" der.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Harlequin
Admin


Mesaj Sayısı : 96
Kayıt tarihi : 23/09/09

MesajKonu: Geri: Piknik 2010   Perş. Mart 25, 2010 8:50 pm

Dükler bu muhteşem manzarayı izlerken halay pozisyonu almış sıçramakta ve 'Lo lo lo lo lo lo lo lo leooooooo'' diye bağırmaktadırlar arada karşı takıma söven tezahuratlar da yapmayı ihmal etmezler aralarında kalan isabelle ''Ayy inanmıyorum çok ayısınız yaaa'' der Joseph ise entelektüel bir insan olduğu için bu yaygaraya hiç katılmamıştır o sesiz bir köşde oturmuş Demogorgothales in muhteşem eserlerini ilgiyle okumakta ve gürültüden çok rahatsız olmakta, yaşamdan dakikalar programını kaçırdığına üzülmektedir. Son derece sinsi bir köpek olan Alfred de tıpkı London gibi şirinliğini kullanarak aslında ne şeytan bir şey olduğunu çaktırmamakla meşguldür, Britannia nın kucağına oturmuş kendisini mıncıklatmaktadır. Gel gelelim Pavlovdan sonra Laurence ta köpeği gözüne kestirmiş Ruthven i yakalamak için ondan faydalanmayı planlamaktadır, Brit i şöyle bir süzerekten yanından geçer ve Ruthven in yakınlarında bir yerde duarak önceden deldiği gazetesini okumaya başlar. Kimliğinin açığa çıkmadığına tüm kalbiyle inanmaktadır. Nancy ise onun tuhaflaşmasından hoşlanmamıştır ve canı sıkılmaya başlamıştır. Nyx Edward ın flörtleri karşında çok heyecanlanmaktadır, yanakları kıpkırmızı olmuştur ''Ay çok romantiksin Edwaard'' der

Nikkiel çok incinmiştir, gözleri dolar ve titremeye başlar ''Ama, ama Rain...'' der üzüntüyle. Çok kalbi kırılmıştır, dudakları da titremektedir ve yanaklarından aşağıya koskocaman bir tane göz yaşı damlası süzülür benim Sara dan ne eksiğim var Cloud la evlenecek kadar miğdesiz bile değilim diye düşünür. Daha sonra aklına bir fikir gelir hemencecik evin üst katlarına gizlice sızar geri geldiğinde çok güzel bir prenses olmuştur üzerinde ki balo elbisesi Barbie yi bile kıskançlık krizlerine sokmuştur. Yelpazesini sallayarak Rain in yanına gider


Nikki ise anime loli liseli kız modundan hala çıkamamıştır saf saf Aurelio nereye çekerse oraya gitmekte ve gösterdiği her güzel şeye ''Kyaaa Kawaiiiii!!!'' tepkisi vermekte, tüm abaza adamların da dikkatini çekmektedir. Özellikle, Autumn gibi şirin şeylere aşırı bir zaafı oluşmuştur milletin kup kek şeklideki küpelerine, hello kitty li kolyelerine, kedilerine, köpeklerine kawaii modunda sarılıp durmaktadır. Hatta o kadar ki London Hello Kitty kafası şeklindeki çantasını Nikki ye teslim etmek zorunda kalmıştır. Bu arada zavallı küçük Nikki Aurelio ya olanlara çok üzülmüştür önce gözleri titremeye başlar sonra göz yaşları yanaklarından aşağıya süzülür yavaş yavaş, birer yumruk haline getirdiği ellerini göğsüne bastırmaktadır ''Aurelio!!!'' diye bir çığlık atar, gözlerini kapatarak artist bir şekilde ona sarılır. Evelyn e çok sinirlenmiştir o kadar sinirlenmiştir ki her an sailormoon usulü bir değişim yaşayabilecek durumdadır.

Lady Lala elini hiddetle yediği tokadın üzerine kapatır ''Sen beni kıskandığın için böyle yapıyorsun şekerim!!'' diye çıkışır ona çünkü gerçekten de ancelina coli den bile daha seksi bir kadın olmuştur, hatta bununla eş zamanlı olarak ikoncanlık niteliğinin de sahibesidir. Ivanna sert bile Lady Lala gibi mayolara sahip olmadığı için depresyona girmiştir hatta. Muavin Borat ı şöyle bir süzer ''Mahalle kızı olsaydım seninle çıakrdım şekerim ama gördüğün gibi şu an ben bir dünya starıyım'' der tam da Borat a hava atarken kendini prens şeklinde buluvermiştir bu durumda kendisini Leon un kankası gibi hissetmektedir ve kankanın kardeşi fantazisini gerçekleştirmek üzere Holden i her yalnız kaldıklarında sıkıştırıp taciz edecek hatta ördekleri gösterme bahanesiyle ormana götürecektir. İşte intikam ateşiyle yanıp tutuşan peri tam bu anda geri gelerek zavallı Romeo yu kafasında kedili şapkası olan şapkada ki kulakların altına gizlenmiş gerçek kedi kulakları bulunan şirin mi şirin bir oğlana çevirir bu geri alınamaz bir işlemdir. Romeo lolipop unu yaladıktan sonra Lambri ye dönüp sevimlice bakar.

Leon ise Valerie ye artizce karşılık vermiştir, mentollü şeker reklamındaki kıllı adam bile onun kadar iyi öpüşememektedir. Valerie nin pozlarına karşılık beyazlığıyla göz alan dişlerinin tamamını sergilercesine karizma karizma sırıtmaktadır, tabii ki yine de ufaklığın arabada olmasına bozulmaktadır. Holden se kendisiyle iletişime geçilmediği için çok memnundur Valerie yi de en az leon kadar 'yapmacıklı' bulmuştur ve bu iki yapmacıklı insanla muhattap olmak istememektedir. Şöförü sorularıyla taciz etmeyi sürdürür. Howard ise oldukça kibar bir şekilde koltuğuna oturmuş, centilmen takılmakta çay içip kek yemektedir.

Demogorgothales se Lara nın Harry Potter sitelerinden fırlamış övgüsünü kibirli kibirli sırıtarak dinlemektedir bitirdiğinde otomatiğe sarmışçasına '' Saolun canlarım beni sizler yarattınız.'' der ama gerçekte salondakilerin hiç birini sallamamaktadır. Çok muhteşem ve bilgili olduğu için bu insanlar çevresinde bulunabildiklerine, engin düşüncelerini öğrenebildiklerine şükretmelidirler. Lara nın sorusuna karşılıksa '' İdare eder '' diye çok muhteşem yazdığına ve harika bir eleştirmen olduğuna inanan Harry Potter sitesi admini/modu edasıyla karşılık verir o kitaba verdiği puan seksendir ve seksen de puanmı beeeaa diye düşünmektedir.


Erebus dolmaları görünce çok heyecanlanır hemencecik hepsini takip ederek tek tek götürmeye kalkar neredeyse tuzağa düşecektir ki şans eseri Disko kralicesi Josephine le çarpışır Josephine nihayet bir dans eşi bulduğunu düşünerek sevinir ve zavallı kurbanını ellerinden tutarak çevirmeye başlar travolta figürleri yapar beraber Grease i yeniden çekeceklerdir. Tıravoltaysa Erebus u öylesine kıskanmaktadır ki kendisini piste atıp döktürmeye başlar ama nafile...Malina ''ben senin seviyene inmeyeceğim şekerim'' diye kestirip atar, Coco nun kendisi üzerinden prim yapmaya çalıştığına inanmaktadır. Amarantha Norville in teklifini kabul ederek artizce merdivenlerden yukarıya çıkmaya başlar, o peruğu elde edeceklerdir.





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Pierrot
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1588
Kayıt tarihi : 23/09/09
Nerden : Atlantis

MesajKonu: Geri: Piknik 2010   C.tesi Mart 27, 2010 1:33 pm

Lord Thawain gururla yay gibi gerinir ve viski bardağını bırakıp, üstündeki kıyafeti çekerek çıkardıında altından mundustakım üniforması çıkar. İnce bıyığını bir çırpıda çekip attıktan sonra, Zidane bu yeni doğan gün ışığından sonra "La, keşke jübilemi vermeseydim olm" diye iç yamaktadır. O esnada TV'yi kapatan Isabelle, peluş kıyafetinin içinde salınarak "Hadi beyler yemeğe, yemek esnasında TV yasak, sohbet edeceğiz!" der. Lord ise "Vallahada boşayacam bu karı" diyerek emo emo masaya kurulur. Karısının sandalyesine dağ keçisi gibi tepik atmasıyla masanın başına geçer. Aslında masanın başından hiç haz etmemektedir, çünkü zengin koca meraklısı Coco tarafından seksice yenen tavuk kanadıyla beraber çok feci taciz edilmektedir.

Rain onu umursamadan bıyıklarını badem yağıyla beslemektedir. Düğmelerinden bir kaçı açık olan gömleğini daha da açar ve seyrek ama seksi göğüs kıllarını sergiler. Bir çok bayanın iştahı kabarmıştır. Ancak o Sara'yı aramaktadır. Tabi bu Sara Angel Sanctuary mangasındaki Sara'dır, Clouda veren sarsak bir kızla işi bile olamaz. Yanına gelen Prenses'e şöyle bir tepeden tepeden bakar, ancak Edward bu muhteşem bayanı kaçırmamak istediğinden Rain'i devre dışarı bırakmış ve Prensesin ellerine öpücükler bırakmaya başlamıştır. Rain ise "Hah, benim Prenseslerle işim olmaz zaten" diyerek köşede asi duruşu ve sinirli bakışlarıyla oturan Ignatia'ya yanaşır. Fırfırlı eteği, masmavi saçları ve çatık yüzüyle çok seksi ve karizmatik bulmaktadır. Hemen fotoları çekmeye başlar ama Ignatia Okan Bayulgen tribiyle çocuğun kamerasını kırmıştır. Rain, ellerini oyalayacak bir şey bulamadığından direk kızı sıkıştırmaya başlar. O.o


Aurelio ağlamasını kesmek için kendisine bonibonlu dondurma uzatan adama ışıldayan onion gözleriyle bakar. Nikkiye alt dudağını bükerek döner ve "Tamam Nikki, geçti hadi dondurma yiyelim *-*" der ve devasa dondurmayı alarak Nikkiyi de çağırır. Dondurmayı veren sevimli bey ise, oğlanların başını okşayarak "Afiyet olsun yavrucaklar" der ve kameraya doğru artistçe sırıtır. O kadar artistçe sırıtmıştır ki, kamera o esnada parçalanmıştır.

Lambri ise kaşları çatılmış bir vaziyette, üzerinde Valerie isimli elbiseyi parçalamamak için zor durmaktadır. Prense dönüştüğü vakit adama hayran ve seyran vaziyette bakarken, şimdi ufak şapşal bir oğlana dönüşmesiyle delirmiştir resmen. "Neyse artık ikisi de bana kalır" diyerek saçalrını örmek için sabırsızlandığı Aurelioyu hayalinde canlandırır. Daha sonra Romeo oğlanını ensesinden kedi misali yakalayarak arabaya atar ve muavinle Şatoya doğru seyrederler.

Valerie Leonu öpmemesine karşın, bu yanlış anlaşılmaya sesini çıkartmayıp olalyı devam ettirir. Aurelionun bie bu kabiliyeti kıskanacağından adı gibi emindir ve artizce sırıtarak Leonu kravatından tutup Britney Spears edalarında öpmeye devam eder. Holden'in varlığından ise haberi bile yoktur. Flavius Leonun arabasını radarda takip ettiğinden jetinde oyalanacak bir şeyler bulabilmiştir sonunda. Pek sıkılgan beyimiz, Howardın centilmen ve kurum kurum tavırları karşısında kocaman esner.

Lara *____________* Şeklinde bir edayla Demogorgothalesi yer yer taciz etmeye devam eder. Taş gibi fiziğine herkesin bayıldığı pek aşikardır. Daha sonra "Eee artık çok yoruldun biraz dinlenmelisin" der yavaşça sırıtarak. Fernand ise bu acıya dayanamamış, önüne gelen her tiple aşk yaşamaya başlamış jönlere dönmüştür.

Samuel merdivenin başında oturup Isaiah'ı yenmek için küfürler tasarlayıp, beğenmeyerek yazdığı kağıdı kenara fırlatmakla meşguldür. Dev bir kağıt yığınına aldırmadan gelen sesleri dinlemek için sırtını döndüğünde, eskiden sadece beraber dans ettiği Josephine'i bir başka erkeğin kollarında görünce kaşları Zeki Müreninki gibi oynar. Daha sona yine oun sesiyle "Josephine, beni ne çabuk unuttun!" der. Çok kalbi kırılmıştır. Coco ise Malinaya omuz silkerek, gözüne kestirdiği Lordu taciz etmekle meşguldür.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Piknik 2010
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Portable Programlar 2010 Pc'niz için gerekli tüm programlar bu arşivde
» 18 Eylül 2010 Burç Yorumları ...
» 13 Ekim 2010 Burç Yorumları ...
» YILIN FIKRASI ( bomba ya ) Cennet ve Cehenneme Esprili bi bakış :)
» İşte Tokio Hotel hayranlarına bir röportaj...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Konu Dışı :: Fan Service-
Buraya geçin: